2016 - Cilt 1 - Sayı 1
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Vladimir Alexandrov, Siyah Rus, Çeviren: Bahar Tırnakçı, İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2015. x + 328 sayfa.(İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 2016)--Öğe Üçüncü dönem İstiklal Mahkemeleri ve Erken Cumhuriyet Döneminde “Erkler” arası ilişkiler(İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 2017) Dik, Esraİstiklal Mahkemeleri, savaş koşullarında asker kaçaklarını engellemek üzere kurulmuş, savaş dönemi olağanüstü koşulların bir parçasıdır. Ne var ki barış sağlandıktan ve Cumhuriyet’in ilan edilmesinden sonra da varlığını korumuş ve bu dönemde rejimi koruma işlevi kazanmıştır. Her iki dönemde de mahkemeler, yargı görev yetkisinin, yürütme ile birlikte yasama organında yoğunlaştığı konvansiyonel sistemin bir parçasıdır. Mahkeme üyeleri Meclis tarafından Meclis üyeleri arasından seçilmekte, mahkeme kararları Meclis tarafından onaylanmaktadır, vb. Bu bağlamda, İstiklal Mahkemeleri erkler arası ilişkilerde, yasama organında daha sonra da yürütme organında yargı-yetkisinin yoğunlaşmasına neden olan yapılar haline gelmiştir. Konvansiyonel sistemden parlamenter sisteme geçiş ve dönemin güvenlik temelli siyaseti temelinde yasamada yoğunlaşan yargı yetkisi yürütmeye, Bakanlar Kurulu’na kaymış görünür: İstiklal Mahkemesi kurulmasına karar verme, İstiklal Mahkemesine sevk yetkisi, vb. Bu bağlamda İstiklal Mahkemeleri bu dönemde yürütmeyi yargısal yetkilerle donatarak güçlendiren önemli birer araç haline gelmiştir. Çalışmanın amacı, İstiklal Mahkemeleri ışığında erken Cumhuriyet Dönemi’nde Türkiye’de erkler arası ilişkilerin gelişimini incelemektir. Çalışma kapsamında, 1923’den başlayarak erkler arası ilişkiler ve İstiklal Mahkemeleri, özellikle üçüncü dönem İstiklal Mahkemeleri, 1927 yılında kapatılmalarına kadar izlenmektedir. Çalışmada, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi taramaları kullanılmış; kuramsal çözümleme için TBMM Zabıt Cerideleri ile Gizli Celse Zabıtları ve araştırma / inceleme yazılarından yararlanılmıştır.Öğe İzlenim yönetimi taktiklerinin sosyal kaytarma üzerine etkisi: sağlık sektöründe bir araştırma(İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 2016) Yıldız, Müge Leyla; İşçi, Emre; Taşçı, SuzanBu araştırma, çalışanların sosyal kaytarma davranışında izlenim yönetimi taktiklerinin etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Analiz sonuçlarında 5 farklı izlenim yönetimi taktiği belirlenmiştir. Araştırma hipotezleri, İstanbul’da A sınıfı olarak nitelendirilen hastanelerde çalışan toplam 218 kişilik bir örneklem üzerinde test edilmiştir. Araştırma sonucunda, tüm izlenim yönetim taktiklerinin sosyal kaytarma davranışı üzerinde istatistikî olarak anlamlı pozitif yönlü bir etkisi olduğu saptanmıştır. Çalışma bulguları doğrultusunda, işletmelerin izlenim yönetim taktikleri kullanarak kaytarma davranışında bulunan çalışanları tespit edebilecek ya da caydırabilecek iyi bir performans ve ödül sistemi geliştirmeleri gerekmektedir.Öğe Kant ve Prusya’da dini sansür(İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 2016) Ökten, Kaan H.Bu makalede Alman filozof Immanuel Kant’ın 1790’lı yıllarda Prusya devletinin diyanet ve sansür politikaları dolayısıyla yaşadığı sorunların hikâyesi orijinal belge ve kaynaklardan hareketle ortaya konulmuştur. Tüm siyasi, kültürel ve düşünsel engellere rağmen Aydınlanma projesini a priori ilkelere dayanarak sürdürmeye gayret eden Kant’ın bu dönemde karşılaştığı sorunlar aynı zamanda Aydınlanma projesinin de semptomatik bir özeti görünümündedir.Öğe The impact of print media on popular culture: Umberto Eco’s number zero(İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 2016)In the book published by Umberto Eco in 2015 called Numero Zero (Number Zero), on the basis of the assumption that the newspapers are able to establish various perceptions to the public in a conscious way, he has examined what kind of interventions some popular newspaper bosses have realized for the purpose of increasing their efciencies in the business world within the frame of a fction. According to Eco; popular culture is not in a sudden and unexpected structure (at least from its appearance) as it is in the cultural understanding of the modernism. By also taking the likes and demands of the wide masses it desires to be expanded into consideration, it aims a consensus between the culture producers and the culture consumers. In this way, it provides an easier and faster acceptance of the messages it sends by the masses. However, the motivation of the culture producers has derived from the market economy. The aimed thing is “proft”. Popular newspapers infict, transform and even make up the news in the cause of this proft. Eco operates by which methods the newspapers perform these destructions and reveals their tactics that direct the readers to certain assumptions with the quibbles. He tries to decipher the codes of the common popular perception delivered to the readers. According to Eco, “newspapers teach people how they should think; unfortunately, all we learn is fake and deformed”. Popular culture consists of a reference made by the fake that is replacing the truth to itself as mentioned in the simulation theory of Baudrillard, not a reality away from itself.Öğe The problematic of savings: the case of Turkey as an emerging market economy(İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 2016)This study provides an analysis on the course of private savings in Turkish economy, which are considered to be the primary source of sustainable growth and development. It also discusses the way how growth model adopted by Turkey regulates the relationship between Public Expenditure, Taxes and Private Savings. Based on the results obtained from this analysis, it has been concluded that ever expanding public sector has a negative impact on private savings. As a long term solution, modifying or replacing the current growth model has been ofered. As a short term ofer, there is need to regulate the revenues and expenditures of all public institutions including the Central Government Budget with the support of the legislative authorities to eliminate the negative impact in question.Öğe Geleceğin zemin tekstillerini tasarlamak(İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 2016)Zemin tekstilleri üretimi konusunda köklü bir geçmişe ve derin bir kültürel birikime sahip olan Türkiye, 80’li yıllardan sonra hızlı bir endüstriyel büyüme sergileyerek dünyanın ikinci büyük üreticisi konumuna ulaşmıştır. Teknolojideki gelişmelerden, ham madde alanındaki yeniliklerden ve tüketici eğilimlerinden doğrudan etkilenen zemin tekstilleri sektörünün geleceğine yönelik yatırımlar önem arz etmektedir. Türkiye’nin dünya zemin tekstilleri ticaretindeki konumunu sağlamlaştırması ve geliştirmesi, estetik eğilimleri ve bilimsel çalışmaları takip eden değil, bizzat bunlara yön veren ülke olmasıyla gerçekleşebilecektir. Bu görüş doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlar yapılırken sadece endüstriye değil aynı zamanda bilimsel araştırmalara ve tasarım eğitimine de önem verilmesi uygun olacaktır. Makalede “zemin tekstilleri” tanımının kapsamı değerlendirilerek gelişim süreci hakkında bilgi verilmiştir. Dünyada ve Türkiye’de endüstrinin durumu aktarılmış, üretim yöntemlerine ve kullanım alanlarına göre ürün çeşitliliği açıklanmıştır. Zemin tekstili tasarımında son yıllarda gerçekleşen ve geleceğin tasarım eğilimlerini yönlendireceği düşünülen çalışmalardan örnekler verilmiştir. Yenilikçi tasarım anlayışının kazanılması ve geleceğin tasarımcılarının bu anlayış doğrultusunda eğitilmesinin gerekliliği üzerinde durularak öneriler geliştirilmiştir.Öğe Forced population movements as a current ethical dilemma and the possibilities of collective action(İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 2016) Ataç, Cemile AkçaThe spirit of our times has been increasingly determined by refugee crisis and asylum institutions. If one could read the ongoing economic, political, environmental and demographic crises correctly, a refugee crisis would not have been treated as unexpected, unfortunate singular coincidence. A comprehensive, non-proscriptive approach with a collective, multilevel engagement must urgently be generated by the international community to create an all-encompassing legal consciousness. This paper seeks to delve into the question of the current refugee crisis from an historical point of view and recount the progress of the international refugee regime. In doing that it will also discuss the possibility of the launch of a collective action by the international community in the present. Refugee history is not progressive; it has not linearly proceeded towards comprehensive solutions. There are ruptures, retreats, changes of attitude -from positive to negative, from negative to inaction. Despite the growing global governance with the participation of international and non-governmental organizations, states are still the major actors in the refugee regime. The dominant role of the states in managing the refugee crisis creates an ethical dilemma, as is the case in every normative context state is involved. This paper, therefore, will fnally assess the ethical dilemma unveiled by the recent EU-Turkey refugee deal.